AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 A. Maria Benson

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Anna Maria Benson
Ares'in Çocuğu | Admin
Ares'in Çocuğu | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Drahmi : 56
Kayıt tarihi : 18/03/11
Nerden : Nuterland.

MesajKonu: A. Maria Benson   Cuma Mart 18, 2011 11:50 am

    Sanki sonu gelmeyecekti… Adımlarını hızlandırdı, merakla etrafına bakınıyordu. Her yer karanlığa bürünmüştü, etrafında ki çalılar koşarken bir engel oluşturuyordu, önüne çıkan çalıları eliyle geriye doğru atıyor ve yalnızca koşuyordu. Yaşlı bir meşe ağcının arkasına geçip saklandı,kendisinin peşinde ki ucubik yaratıklara bir kez daha merakla baktı, fakat etrafta yoklardı. Derin bir iç çekerek gözlerini açtı ve az ileride peşinden gelen mutasyona uğramış bir hayvanı anımsatan yaratığı görünce var gücüyle çığlık attı. “Hadi Anna, sana diyorum!” Tinx’in sesi üzerine birden gözlerini aralamıştı. Kestane renginde ki gözleri yine Anna’yı süzüyordu. Ne zaman önemli bir şey olsa Tinx'in uyarıcı sözüyle karşılaşıyordu yine öyle olmuştu. Ona bir o kadar da garip gelen içinden çıkmayacağını sandığı dünyasından kurtarmıştı. Etrafına bakındığında odasında olduğunu anladı, yatağının üzerinde ki fantastik yaratıklarla ilgili olan mitoloji kitabına gözucuyla bakıp gülümsemeye başladı. “Tanrı aşkına, yalnızca bir kabustu” diye mırıldanarak yatağından kalktı. Kitaplara arasında ki dünya’yı seviyordu, onun için büyük bir kütüphane büyük bir dünya demekti. Fakat içlerine girince bu kez tuhaf olduğunu anlamıştı. Yatağının tam yanındaki komidinin üzerinde ki aynada kendine baktı, saçlarını gördükçe canı sıkılıyordu. Dümdüz olmasından pek mutlu değildi, her ne kadar Tinx’i sevmese de, saçlarının onunkiler gibi olması için pek çok kez girişimde bulunmuştu fakat tüm girişimleri hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştı. Elinde ki mavi tokayla saçlarını sıradan bir biçimde topladı ve iç çekti. “Gidiyor muyuz?” Tinx'in sözü üzerine komidinin üzerinde ki çantasını alarak odadan ayrıldı.

    Küçüklüğünden bu yana annesine hep adıyla seslenmeyi benimsemişti. Onun için aslında bir anne de denilemezdi, eğer kalacak bir yeri olsa belki de Tinx’in yanında gidecekti. Fakat yoktu… Babasıyla ayrılmalarından sonra annesi resmen çıldırmış gibiydi, benimsediği hayat arkadaşının diğer yüzü onun kişiliğini etkilemişti. Artık sorumluluk umurunda değildi, belki de bundan Anna’ya karşı hiçbir zaman yardım sever olmamıştı. Kızına her baktığında babasının davranışlarını ve huyu gözünün önüne geliyordu. Onun gibi olmasını istemiyordu fakat yapabileceği bir şey de yoktu, o bir melezdi. Geçmişte tutkuyla bağlandığı adamı artık umursamıyordu, gözü kararmıştı. Her ne kadar kızının mitoloji ve fantastik olaylarla ilgilenmesi hoşuna gitmese de engel olamıyordu. Hayat arkadaşıyla neden ayrıldığı konusunda ki tartışmaları gibi.Bir soruyla başlayan sohbetlerinin faciaya dönüşeceği kimin aklına gelebilirdi ki? Fakat Tinx bunu biliyordu. Arabanın yanında durmuş kızının gelmesini bekliyordu. Aslında onu severdi, tıpkı bir zamanlar sevdiği adam gibi fakat artık ona her bakışında gözlerinde onun kileri görüyordu. Nefreti artıyor ve bu kızına da yansıyordu, nefretle anılan bir anne olmayı o da seçmek istememişti ama içindeki duygu buna engel olamıyordu. Asık suratıyla elinde ki çantasını sürükleyen kızını kapıdan görünce göz ucuyla arabaya binmesi gerektiğini işaret edip arabaya bindi. Dikiz aynasından arabaya binen kızını görünce “hazır mısın?” diyerek sordu, kısık fakat umursamaz bir ses tonuyla evet kelimesini duyunca arabayı çalıştırıp Anna’ya yöneldi.

    Olayları nasıl anlatacağı konusunda bir fikri yoktu, nefret ettiği adamı övmek mi yoksa gerçekleri ikna ederek anlatmak mı? Kendisini bir yalancı olarak gören kızına nasıl anlatacağını düşünürken “bu kez nereye gidiyoruz?” sorusuyla kahverengi gözlerini dikiz aynasına bakıp bir an kızına tikti “melez kampına… yani sen!” diyerek sadece yola baktı. Aslında oraya kendisinin gidemeyeceğini biliyordu fakat kızında beslediği sevgiyle karışık nefretten kurtulmanın tek yolunun bu olduğunu biliyordu. Belki onu görmezse kendisi ve kızının da hayatları artık bir düzene girebilirdi. Ciddi bir ses tonuyla arabanın arkasında oturan kızına dönüp “bak Anna, sözlerime her ne kadar inanmasan da sana söyleyeceğim gerçekler var kızım.” Uzun zaman sonra ilk defa ona kızım diyerek başlamıştı cümleye sessinde ki ciddiliği koruyarak “senin baban bir Tanrı’ydı, zamanın da ben onu sevmiştim fakat o lanet olsa sorumluluklarından dolayı artık yok, seni de onun yanına veya senin gibi olan diğer kişilerin yanına götürüyorum. İnan böylesi ikimiz içinde daha iyi.” Diyerek susmuştu. Her ne kadar Anna’nın bakışlarında ki tuhaflıktan ona inanmadığını düşünsen de ileride kendisini anlayacağını umuyordu. Arabayı az ileride durdurarak aşağıya indi kızının yanına gelip “bundan sonrasını kendin devam edeceksin, ama merak etme sana yardım edecek birileri çıkacaktır. Güvendesin… Kendine dikkat et…” son cümlelerini kesik kesik söylemişti fakat ondan ayrıldığına hüzünle karışık bir sevgi oluşmuştu. Üzülmüştü fakat diğer yandan ise artık kötübir anne olarak anılmayacağını kendisini anlayacağı düşüncesini benimsediği içinde mutlu olmuştu. Aslında Anna’nın bu kurtuluşa sevindiği söylenebilirdi; uzun zamandır Tinx’den kurtulmak için çabalamıştı fakat gidebileceği bir yerde yoktu. Fakat şimdi… Eline altındeğerinde geçen bir fırsat vardı, her ne kadar Tinx’e güvenmek istemese de başaramıyordu. İçine duymuş kurtuluş arzusu buna engel oluyordu. Çantasını eline alarak tek “merak etme Tinx” diyerek söylenmişti. Önünde ki boş arazinde yürümeye devam ederken arkasında kalan Tinx’e bir kere bile bakmayı düşünmemişti ve düşündüğü gibi de yaptı. Sadece yoluna devam etti. Tıpkı Tinx gibi. Kendi yolunu çizmek adına çıktığı bu yolda neyle karşılaşacağı hakkında bir fikri yoktu fakat tek bildiği artık her şeyin daha farklı olacağı konusuydu.

    Elinde ki çantasını tıpkı evde çıkarken yaptığı gibi sürüklemeye başlamıştı, belki de bu yolculuk onu çıkmaza götürecekti. Tinx’in ondan kurtulma adına yaptığı bir plandı? Aklında ki düşüncelerle boğuşurken kulağına gelen seslerle bir anda rüyasında ki gibi çıkmıştı. Merakla ormanın içine girerek seslerin geldiği alana doğru ilerlemeye başladı. Bu yaptığının kesinlikle bir aptallık olduğunu biliyordu fakat içinde ki ses belki de kurtuluşun kulağına gelen uğultuda olduğunu söylüyordu. Tıpkı rüyasında ki gibi önüne gelen çalıları elleriyle savurarak ilerliyordu, az ileride ki boş arazide bir kaç kişinin çalışmasını gördü. “Hey sen!” kulağına gelen uğultu onu çağırıyordu. Göz bebekleri büyüdü ve kalbinin ritmi hızlandı kendisine doğru gelen kişinin ne diyeceğini bilmiyordu. “Sanırım sen de bizim gibisin, daha doğrusu bizim gibi.” Çocuğun neyden bahsettiği hakkında en küçük bir fikri yoktu. “Nasıl sizin gibi, siz nereye gidiyorsunuz ki?” diyerek merakla sorudu. “melez kampı… Az ileri de...” Çocuğun sözlerinde ki kelimler annesinin arabada söylediklerini aklına getirdi, karşında konuşan kişiyi dinlemiyordu. Beynin tek Tinx’in ona söylediği sözler vardı. “Hmm… şey…elbette.” Diyerek tek çocuğun söylediklerini onayladı. Aslında neyden bahsettiğini tam olarak anlamamıştı. Fakat kulağına aşina gelen sözler Tinx’e olan bakış açısını değiştirmişti. “Seni seviyorum anne.” Diyerek mırıldanarak çantasını aldı ve az ileride ki grubun peşine takılarak yolunu çizmeye koyuldu. Tinx’in sözüne bir kez daha katılmıştı her şey değişiyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Poseidon
Admin | Tanrı | Kılıç Eğitimi Dersliği Profesörü | Kamp Müdürü
Admin | Tanrı | Kılıç Eğitimi Dersliği Profesörü | Kamp Müdürü
avatar

Mesaj Sayısı : 90
Drahmi : 151
Kayıt tarihi : 11/03/11

MesajKonu: Geri: A. Maria Benson   Cuma Mart 18, 2011 7:15 pm

Kusursuz!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://campofwar.yetkin-forum.com
 
A. Maria Benson
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Role Play'e Giriş :: Role Play Game Tırmanış :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: