AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Katherine Williams.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Katherine Williams
Hades'in Çocuğu
Hades'in Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Drahmi : 40
Kayıt tarihi : 18/03/11
Nerden : Londra.

MesajKonu: Katherine Williams.   Cuma Mart 18, 2011 10:32 am

Spoiler:
 

Florida. Elisia'nın favori şehirlerinden biriydi. O yakıcı güneşin altında, biraz bronzlaşmayı umarak, saatlerce uzandığı olmuştu. Yine de hala beyaz tene sahipti. Hoşlanmıyordu bundan. Çoğu kişi ona beyaz tenin daha çok yakıştığını söylüyordu. Bunları duyduğunda yaptığı tek şey susmak oluyordu Elisia'nın. Karşı çıkmıyordu. Nasıl olsa bronzlaşmak için bol vakti olacaktı. Geceleri ise barlara gidiyordu. Rastgele bir tanesini seçiyor. Votkasını istiyor ve başına gelenleri, gelecekleri unutmaya çalışıyordu. Bugün de aynı şeyleri yapacaktı. Kaldığı yerde, siyah, kolsuz tişörtünü ve kot eteğini giydikten sonra alçak topuklu ayakkabısını giydi. Yeterince uzun boyluydu zaten. Daha uzun gözükmesine gerek yoktu.

Dışarı çıktığında, şehrin ışıkları ilk başta gözlerini kamaştırdığı için onları kısarak ilerledi. Bar isimlerine bakıyordu. Müzik sesinin dışarıdan bile rahatlıkla duyulabildiği barı seçerek içeri girdi. Kapıdan geçmeden önce, rahatsız bir şekilde cadılık hisleri devreye girdi ama onlara aldırmadı. Uzun zamandır tehlikeleri hissediyordu ve ortaya çıktıklarında onlarla baş etmesini biliyordu. Derin bir nefes aldı ve kulağını rahatsız edici derecede yüksek olan bu müzikten kurtulmayı deneyerek bara doğru ilerledi ve barmene votka istediğini söyleyerek, gülümsedi. İçtiği ve yediği şeyleri nasıl ucuzlatacağını, uzun zaman önce öğrenmişti. Bunu gören barmen bir an için yutkunduktan sonra, en temiz bardaklarından birini seçerek, Elisia'nın önüne koydu. Votkasını bardağa doldururken, yeniden o rahatsız edici tehlike alarmını hissetti. Huzursuz bir şekilde yerinde kıpırdandıktan sonra votkasını eline aldı ve sakin görünmeye çalışarak yudumlamaya başladı. Yakıcı tadı boğazında hissederken, dudakları büküldü. Şu anda hiçbir şey düşünmeyecekti. Sadece eğlenecekti. Ama iki yudum aldıktan sonra bıraktı votkasını. Yanındaki peçete ile dolgun dudaklarını sildi. Baktığında, parlatıcısının peçeteye bulaştığını, makyajının az da olsa bozulduğunu gördü. İç çekti ve cebinden çıkardığı parayı, sadece iki yudum içtiği votkasının yanına bıraktı.

Tuvalete doğru ilerlerken, takip edildiğini hissetmişti. Ama şimdilik bir şey yapmayacaktı. Normal bir insan olabilirdi. Çok ama çok düşük bir ihtimal olsa da olabilirdi bu. Adımlarını hızlandırdı ve temizliğinden emin olamadığı, tuvalet kapısını elinin ucuyla iterek içeri girdi. İçeriye baktı ilk önce. Onun dışında iki kız daha vardı. Yalnız olmayacaktı. Bu iyiydi. Tek sorun fazla gülüyor olmalarıydı. Sürekli dikkatini dağıtıyorlardı. Bir anda ateş çıkararak onları korkutmayı diledi. Ama yapmayacaktı. Kimliğini belirli kişiler bilecekti. Aksi mümkün değildi. Elini, siyah, deri çantasına soktu ve makyaj malzemesinin olduğu minik çantayı çıkartarak, bozulan yerlere yeniden makyaj yapmaya başladı. Kızlar bir süre daha gülerek konuşmaya devam etti. Sonunda, bir tanesi kötü olduğunu söylediğinde, Elisia'nın gözlerini diktiği kapıdan çıktılar. Bir süre, etraf sessizleşti ve gerçekten de yalnız olduğunu düşündü. Ama çok geçmeden kapı yeniden açıldı ve içeri sarışın bir kız girdi. Aldırmadı ona, makyajını yapmaya devam etti. Ama hala tetikteydi. Kızın, makyaj yapmasını, tuvalete gitmesini, hatta kusmasını bekledi. Ama bunun yerine ona doğru yürüdü ve omzuna dokundu. Ne olduğunu görmek için döndüğü sırada boynuna geçirilen sivri dişleri hissetti. Bir anda büyü gücü devreye girdi. Kız birden dişlerini çekip yere çöktü. Elisia ise sadece gülümsemekle yetindi. Onun kanını içmeye çalışmanın sonu buydu işte. O kolay bir yem olmamıştı. Olmayacaktı da. Kendini beğenmiş ve kurnaz gülümsemesini bozmadan kızın yüzündeki değişimi izledi. Bir şeyi anladığını belirten bir parıltı belirmişti yüzünde. Acı çekmeye devam ederken, Elisia, onun ağzından çıkan sözleri duyabildi. "Elisia, benim Amara." Bir anda kesti büyüsünü. Ne demişti bu kız az önce? O Amara mıydı? Hafızasını yokladı. Anıları yavaşça akıla gelirken gülümsemesi kayboldu ve yerini şaşkınlık aldı. Elini uzatıp, eski dostunu ayağa kaldırırken konuşmaya başlamıştı bile. "Bu imkansız! Üstelik sen burada ne arıyorsun?"

Kanını emmek için açılan o iki yaranın karıncalanmasını hissettiğinde iyileştirildiğini anladı. Hala anlayamıyordu, şaşkındı. İnanmak istemiyordu belki de. Aynaya dönmüş, sivri dişlerini görebildiği kızın, eski dostu olduğuna inanmak istemiyordu belki de. Onunla saatlerce sohbet etmek istiyordu. Belki o zaman kanıtlayabilirdi, bir türlü inanmayan zihnine. Ama susmaya devam ediyordu. Sessizliğini korumak, ilk konuşan olmak istemiyordu. Amara'nın da konuşmaması işine yarıyordu aslında. Eski dostunun, o zamanki ile şimdiki hali arasındaki farklılıkları bulabiliyordu. Teni, solgunlaşmıştı. Tuvaletteki beyaz fayansların ve floresan ışığın altında, beyaz denecek kadar açık görünüyordu. Dişleri, kan emeceği zaman uzuyor... Durdu. Daha fazla farklılık bulmak istemiyordu. Zaten o da konuşmaya başlamıştı. "Sen-nasıl-yani, nasıl bu kadar yaşabildin? Üstelik hala gençsin. Benim gibisin." Sustu. Onun gibi değildi. Şu anki hali ile onun gibi olmak ister miydi, bilmiyordu. Bir kökene bağlı olmak veya vampir olmak. Her ikisi de ona kötü geliyordu. Amara da durmuştu. Tuvalete biri girdiğinde hemen aynaya döndü ve saçını düzenliyormuş gibi yapmaya başladı. Saçlarını evden çıkmadan önce düzenlemişti ama şeklinin biraz bozulduğunu da fark etmişti. Bu yüzden kadın girdiğinde, elinin gittiği ilk yer, dalgalı, sarı saçları olmuştu.

Saçını düzenlemesi bittiğinde, kadının çıktığını ve Amara'nın rahat bir nefes aldığını gördü. Ama o, rahat değildi. Bakışlarını ona çevirmişti. Her şeyi öğrenmek istiyordu. Nasıl vampire dönüştüğünü, şu ana kadar neler yaptığını... Ama kendisinin de ona anlatması gereken şeyler olduğunu biliyordu. Tek sorun, anlatıp, anlatmaması konusunda kararsız olmasıydı. Abisinin de bir kökene bağlı olduğunu biliyor muydu? Sanmıyordu Elisia. Ama kızın o olduğundan bile hala emin değilken, anlatması ne kadar doğru olabilirdi ki? "Bana inanmıyor musun? Sana Amara'yım diyorum. Aslında benim sana inanmamam gerekiyor. Bu zamana kadar gelmiş olamazsın." İç çekmek ve orayı terk etmek istedi. İlk defa dışarı çıktığı için pişman olmuştu. Çıkmasa, onunla karşılaşmaz ve bunları yaşamak zorunda kalmazdı. "Pekala bara gidelim. Bir şeyler içmeye ihtiyacım var tamam mı. Kafam çok karışık." İşte bu konuda ona katılıyordu. Onun da kafası karışıktı ve içmek istiyordu. Zaten buraya gelmesinin sebebi bu değil miydi? İçmek, unutmak, rahatlamak. Bunun olmayacağını bilmeliydi.

Bara doğru ilerlerken, fularının, atkısının ya da boynunu kapatabilecek, herhangi bir şeyinin burada olmasını diledi. İnsanların, bu yaraları görmesini istemiyordu. Ama barın çok aydınlık olmaması da biraz işine yarıyordu. Kalabalıktan geçerek, bara vardıklarında, Amara'nın Rus Votkası'nı istediğini gördü ve gülümsedi. Barmene gülümserken, aynı şeyi istediğini söyledi. Elisia, zaten Rus'tu. Başka bir şey içtiği anlar nadirdi. Sessizliğini koruyarak, barmenin kısa sürede getirdiği votkasından içti. Votkasını bırakırken, Amara'nın konuştuğunu duyabiliyordu. "Pekala şunları toparlayalım sessiz kız. İkimiz de uzun süredir yaşıyoruz, yüzümüzde bir tane bile yaşlılık belirtisi yok, benim nedenim ortada. Ama senin nedenin bilinmiyor. Bir açıklama bekliyorum." Yavaşça ona döndü. Hala, söyleyip söylememek arasındaki kararsızlığını tartıyordu. Votkasını içmek için eline aldığında bir süre ona baktı. "Peki. Tamam, anlatacağım." Dişlerini sıkarak söylemişti bunu. Kendi kendini ikna etmeye çalışıyor gibiydi. Çevresine bakındıktan sonra Amara'ya yaklaştı. "Ben, bir kökene bağlıyım." Gözlerini kapattı ve bunu söylemenin ardından ne hissettiğini anlamaya çalıştı. Şu ana kadar saklamak için uğraştığı şeyi, eski dostuna söylemişti. Artık görmeyeceğini düşündüğü dostuna. Susmak ve devamını getirmemek istemiyordu. Ama konuşmaya başlamıştı bile. "Peisinoe. Bağlı olduğum köken o. Al, öğrendin işte. Neden böyle olduğumu biliyorsun artık." Amara'dan yeniden uzaklaşırken, votkasını aldı, ikinci yudumunda bitirirken, gözlerini kapatmış, eski dostunun tepkisini beklemeye başlamıştı. Bir süre sessizlik devam etti. Amara, az önce duyduğu şeyi kendince sindirmeye çalışırken, ona zaman tanıdı Elisia. "Bu, nasıl olur?" Süren sessizlikten sonra, ilk dediği şey bu olmuştu. Sesindeki titremeyi zor duymuştu Elisia. "Keşke daha önce görüşmüş olsaydık Amara. Ama artık gitmem gerek." Yüzündeki, hüznü ve şaşkınlığı saklamış, sesinde en ufak bir duygu kırıntısı bırakmadan konuşmuştu. Artık oradan ayrılması gerektiğini söylüyordu iç sesi. Son bir kez sıcaklıktan yoksun gülümseme oluştu yüzünde. Bitirdiği votkasının parasını ödedikten sonra kalktı ve ona gözlerini dikmiş, eski dostuna bakmadan mekanı terk etti. Onu yeniden göreceğini hissediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Poseidon
Admin | Tanrı | Kılıç Eğitimi Dersliği Profesörü | Kamp Müdürü
Admin | Tanrı | Kılıç Eğitimi Dersliği Profesörü | Kamp Müdürü
avatar

Mesaj Sayısı : 90
Drahmi : 151
Kayıt tarihi : 11/03/11

MesajKonu: Geri: Katherine Williams.   Cuma Mart 18, 2011 10:48 am

Harika!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://campofwar.yetkin-forum.com
 
Katherine Williams.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Role Play'e Giriş :: Role Play Game Tırmanış :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: